Karasu Gençlik, Sanat ve Spor Kulübü Derneği

“Beyond The Horizons” Polanya-Wrocław

“Beyond The Horizons” isimli projemizin amacı, isminden de belli olduğu gibi, sınırlarımızı aşmaktı. Neydi bu sınırlar ve sınırları aşacak olanlar kimlerdi?

“Beyond The Horizons” Polanya-Wrocław Ortaklık Yaptıklarımız

SINIRLARI AŞMAK

“Beyond The Horizons” isimli projemizin amacı, isminden de belli olduğu gibi, sınırlarımızı aşmaktı. Neydi bu sınırlar ve sınırları aşacak olanlar kimlerdi? Sınırları aşacak olanlar gençlerdi elbette. Geleceğin teminatı olan gençler yani… Küçük kasabalarda yaşayan gençlerin sınırları…  Peki, gençlerin sınırları ya da onları sınırlayanlar neydi? Tiyatrosu, sinema salonları ya da spor kompleksleri olmayan küçük kasabalarda yaşayan gençlerin sınırları elbette bu saydığım eksikliklerdir. Çünkü gençlik insan ömründe enerjinin en fazla olduğu zamandır. Bu enerjinin faydalı, kültürel işlerde kullanılması da o gençleri ülkelerine ve dünyaya faydalı birer insan hâline getirecektir. Değişen dünyamız eskisi gibi sadece bilgili değil; yaratıcı, üretken ve sorgulayan gençler talep etmektedir. Bu nedenle, saydığım bu oluşumlar dünyaya o gençleri sunmak için gereklidir.

Artık küreselleşen bir dünyada yaşıyoruz.  İnternetin keşfi ile her bilgisayar, her cep telefonuna girebilen bilgi de küreselleşiyor hâliyle. Bilginin evrensel ve ulaşılabilir olduğu bu dünyada gençler için en önemli şey bu düzene ayak uydurabilmektir. Bu düzene ayak uyduramayan gençler geride kalır.  Bu nedenle projemiz, küçük kasabalarda yaşayan gençleri hedef kitle olarak almıştı. Peki, bu proje dâhilinde neler oldu, neler yaptık ve en önemlisi neler öğrendik?

Küçük kasabalarda yaşayan gençlerin sınırlarını aşması için düzenlenen projemize gitmek için Karasu’dan 8 öğrenci ve 2 lider önce Berlin’e uçtuk. Şehirdeki gezimizi anlatmadan edemeyeceğim. Bir günümüzü oranın tarihî yerleri ve kent simgelerini gezerek geçirdik. Berlin kesinlikle bir kültür kenti… Çünkü her yeri tarihî eser ve kültürel binalarla dolu! Berlin’i gördüğüm diğer şehirlerle karşılaştırmadan da edemedim. Ülkemiz de tarihî eserler açısından zengin olduğu için özellikle de ülkemizle karşılaştırdım. Doğru bir şekilde yapılan yenileme ve o değerlere, eserlere sahip çıkılmasıyla Berlin bir kültür kenti hâline gelebilmişti. Bunu bir not olarak hafızama kazıdım ve şehrin büyüsüne kendimi kaptırdım. Berlin’deki gezimizden sonra otobüsle ile Polonya’nın Wrocław şehrine geçtik. Marketleri, evleri, otelleri her yer tamamen Orta Çağ’dan kalma görünümüyle ilk görüşte bizi etkilemeye yetti. Proje için kalacağımız otele geldik ve biraz dinlendikten sonra proje grubumuzla tanıştık. Projede bizim dışımızda İtalyanlar, Macarlar ve Polonyalılar vardı.

Grupta en çok kaynaştıklarım şüphesiz ev sahibi ülke olan Polonyalılardı. Gerçekten çok iyi ev sahipleriydi. Bize ellerinden geldiğince yardım ettiler. Onlarla gerçekten çok eğlenmiştim. Polonya’ya vardığımız gece bizi karşılayan onlardı ve otele yürüyerek gitmiştik. Çünkü otelimiz merkezî bir yerdeydi. Otele giderken epeyce muhabbet ettik. Muhabbet ederken yabancı bir ülkeye gelmiş gibi değil de hep görüştüğüm insanlarla buluşmuş gibiydim. Gerçekten oldukça samimiydiler.

Etkinliklerimiz hemen ertesi gün başladı. Topluca yaptığımız ilk etkinlik şehrin her yerine dağılmış olan küçük cüce heykelleriyle fotoğraf çektirmekti. Ancak fotoğraf çekimimiz cüce heykellerinin yanlarına geçip poz vermekten birazcık daha farklı bir temadaydı.  Her grup, kendine farklı bir cüce seçti. Sonra cücelerin duruşlarını taklit ederek poz verdik. Büyük cüce ve küçük cüce gibi… Ortaya çok eğlenceli görüntüler çıktı. Biz de bu sırada birbirimizi daha iyi tanıma ve birbirimizle kaynaşma fırsatı bulduk. Fotoğrafları çekerken de çok eğlenmiştik. Cüceleri taklit etmenin bu kadar eğlenceli olabileceğini kim tahmin edebilirdi?

O gece ünlü Wrocław Çeşmesi’ndeki su ve ışık gösterisini izleme fırsatımız oldu. Bizim pek de alışık olamadığımız görüntüler vardı aslında etrafımızda. Yani Wrocloaw Çeşmesi her gün akıyordu sonuçta ve biz ilk defa fıskiye görmüyorduk. Ancak sürekli olan bir olaydan bile keyifli anlar çıkarmak alışkın olmadığımız bir şeydi. Yani biliyorsunuz, kimse buralarda bir fıskiyenin önüne oturup müzik yapıp mini konserler vermiyor. Ama o gece, çimenlerde oturup yemek yiyen insanlar ve konser veren bir müzik grubu tam bir festival görüntüsü oluşturmuştu.

Her grup akşamları kendi ülkesiyle ilgili bir kültür gecesi hazırladı. Kültür gecesi, ülkelerin yöresel danslarını gördüğümüz; yemeklerini, içeceklerini tattığımız etkinliklerdir. Bu gecelerde dört ülkenin yiyecek ve içeceklerini tattık, folklorlarını oynadık ve hiç bilmediğimiz birçok özelliğini keşfettik. Bunları, sanki Türkçe yapıyormuş gibi rahattık ve İngilizce konuşma konusunda bir çekincemiz olmadı. Çünkü katılımcılar genellikle lise öğrencileri olduğu için kimseden hatasız cümleler beklenmiyordu.  Buna rağmen hem dil hem de iletişim becerisi açısından her geçen gün yeni bir şeyler kattık kendimize.

Dediğim gibi kaldığımız yer şehrin tam merkezinde olduğu için birçok yere kolayca gidebildik. Alışveriş merkezleri, kafeler… Her yer ayağımızın altındaydı. Bu yüzden rahatça gezebildik. Hatta birkaç gün sonra kendimizi turist gibi hissetmemeye başladık, alışveriş merkezleri ve kafelere yabancılık çekmeden gider olduk. Kafedeki elemanlarla selamlaşır hâle geldik. Bunlar projenin getirilerinden sadece birkaçıydı. Şu ana kadar oldukça eğlenmiştik ve ben gelecek günlerde çok daha fazla keyif alabileceğimizi hissediyordum. Çünkü asıl proje etkinliklerimiz henüz başlamamıştı bile.

Asıl etkinliklerimizden ilki kent meydanında bir flash mob etkinliği düzenlemekti. Bu etkinliğin amacı sınırlarımızın dışına çıkmak ve özellikle kendimize istediğimiz her şeyi yapabileceğimizi göstermekti. Önce suratımıza ıslak alçıları yapıştırıp kurumalarını bekledik. Kurduklarında yüzümüzün şeklini alan alçılarımızı biraz daha kurumaya bıraktık. Böylece tam bir maske hâline geldiler. Kenarlarına iki delik açıp ip geçirince maskelerimizin işi bitmiş oldu.  

Etkinliğin işleyişi şöyleydi:  Tüm katılımcılar siyah giyip ve maskelerini takacaktı ve yere bir çember şeklinde oturacaktı.  Arka planda iç karartıcı bir müzik bize eşlik edecekti. Çember de bir kişilik ‘’Senin için’’ yazan bir kâğıt duruyordu.  Öylece halktan rastgele bir insanın bize katılacaktı. Her şeyi planımıza göre hazırlayıp etkinliği yapacağımız alana gittik ve “rastgele insanımızın” bize katılmasını bekledik. Neyse ki uzun sürmedi biri gelip boş yere oturunca hep birlikte ayağa kalkıp oturan kişiyi alkışlamaya sonra da hep beraber dans etmeye başladık.  Bu sırada müzik de değişip hareketli dansımıza uyum sağlamıştı. “rastgele” aramıza gelen kişi ise şaşırmıştı.  Sonra birden her şeyden habersiz  ‘’ Ne yapıyorlar bunlar?’’ ifadeli şaşkın “rastgele” insanımızı bırakıp koşmaya başladık.  “Rastgele” insanımızın yüz ifadesini görmeliydiniz. O kadar şaşırdı ki… Gerçi bir yerde de haklı olarak şaşırdı. Bir yere toplanıp onu yanımıza çağırdığımızda her şeyi açıkladık. Ona bize katıldığı için teşekkür ettik ve onu cesaretinden dolayı da tebrik ettik. Etkinliğimiz bittiğinde etrafımızda basın ekipleri ve müthiş bir kalabalık vardı.

Bir diğer etkinliğimiz için ise şehir dışında bir spor merkezine gittik. Burada engelli insanlarla birlikte eli işi faaliyetleri yapacaktık. Etkinliğimize katılan herkesle birer birer ilgilendik ve onların mutluluklarına dâhil olduk. Etkinliğin sonunda epeyce yorulmuştuk.  Akşam olunca dans ettik, yemek yedik. Beraber geçirdiğimiz bu bir günün amacı göz ardı edilen insanlar üzerine farkındalık yaratmaktı. Toplumun yaralı insanları da tıpkı gençler gibi sınırlanan insanlardı. Bu nedenle onlarla geçirdiğimiz bu keyifli gün hepimize çok şey kattı.

Sonunda projemiz bittiğinde eve döneceğimiz için mutlu ve birbirimizden ayrılacağımız için üzülüyorduk. Sınırları aşmak için aykırı işler yapmamız gerekmiyordu ama hepimiz, ne istersek onu yapabileceğimizi fark etmiştik. Artık bu farkındalıkla ve kazandığımız özgüvenle dünyaya ve ülkemize daha kaliteli gençler sunacağımıza inanıyorduk. Evlerimize döndüğümüzde artık her birimiz farklı birer insandık.  

       Sıla Ekşioğlu

Site Editörü

Site Editörü / Editör

Tüm Yazıları

Dernek Scripti: Medya İnternet